Haber

AFAD, depremlerle ilgili saha ön çalışmasını tamamladı

Cumhuriyet tarihinin en şiddetli depremi 6 Şubat’ta gerçekleşti.

Kahramanmaraş merkezli 2 deprem geniş bir coğrafyada hissedildi ve 11 il etkilenerek adeta enkaza döndü.

46 binden fazla vatandaşın hayatını kaybettiği deprem bölgeleri enkaza döndü.

Depremin ardından vatandaşların yaraları sarılırken, AFAD

Saha çalışmalarının ön raporu hazırlandı

AFAD Deprem Dairesi Başkanlığı tarafından Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerin saha çalışmalarının ön değerlendirme raporu hazırlandı.

Depreme neden olan fayların tespit edilmesi, meydana gelen yüzey kırıklarının tespit edilmesi ve yapısal hasar nedenlerinin ortaya çıkarılması amacıyla 10-16 Şubat tarihleri ​​arasında bölgede gerçekleştirilen saha çalışmalarının sonuçlarına yer verilen raporda, Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman, Gaziantep, Malatya, Kilis, Diyarbakır depremleri. , Adana, Osmaniye, Şanlıurfa ve Elazığ’da çok şiddetli hissedildiği, can kaybı ve ağır hasara yol açtığı vurgulandı.

Raporda, depremin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki 11 ili kapsayan 108 bin 812 kilometrekarelik alanda etkili olduğu belirtiliyor. “Bu iki ana şokun kuvvetli yer hareketi kayıtları, saha gözlemleri ve yöre halkından alınan bilgilere göre birinci depremin Kahramanmaraş ve Hatay’da, ikinci depremin ise özellikle özellikle daha aktif olduğunu söylemek mümkündür. Malatya’da.”terimi yer aldı.

Zeminle ilgili hasarlar

Raporda, depremlerin ardından bazı yerleşim yerlerinde önemli yüzey bozulmalarının tespit edildiği belirtilirken, bu bozulmaların yumuşak yerlerde daha belirgin hale geldiği ve geniş yarıklar olarak ortaya çıktığı açıklandı.

Raporda, binalarda bazı katlarda sıvılaşma ile oturmaların olduğu, bazı yerlerde yüzey deformasyonlarının doğrudan yapıların altına geçerek büyük hasarlara yol açtığı belirtiliyor. işaretlenmiş.

Yumuşak katın neden olduğu hasarlar

Türkiye’de sıkça karşılaşılan düşey yöndeki düzensizliklerden biridir. “yumuşak zemin”Bölgede yoğun olarak rastlandığı bildirilen raporda, “Bitişik katlar arasında rijitlik düzensizliklerine neden olan bu uygulamalar, genellikle binaların zemin katlarında zemin katın kolon boylarının sonraki katların kolon boylarından daha yüksek olduğu durum olarak görülmektedir.”bilgiler yer aldı.

Yapı elemanı hasarları

Raporda, alanda yapılan incelemelerde birleşim yerlerindeki etriyelerin yetersiz olduğu ve temas boyunun donatıyı tutmayacak şekilde yapıldığı belirtildi.

Raporda, kolon, kiriş ve duvarlarda yassı donatı kullanıldığı, duvarlarda çiroz kullanılmadığı, donatı boyunun kısa tutulduğu, bu nedenle derzlerde soyulma ve kaba çakıl gibi yabancı unsurlarda meydana geldiği belirtildi. Bu hassas alanlarda betonun kırılganlığını arttıran ahşaba rastlanmıştır.

Beton hasarları

Raporda, somut zararlara ilişkin olarak, “Yapılan incelemelerde, beton için kullanılan agrega granülometrisinin uygun boyutlarda olmadığı, doğrudan nehir kenarından veya denizden alınan düz yüzeyli çakılların kullanıldığı, betonun sulama yapılmadığı için yandığı ve kırılgan kırılmaların olduğu tespit edilmiştir. çok tecrübeliler.”değerlendirme yer aldı.

Dolgu duvar hasarları

Raporda, dolgu duvarlarda, köşe birleşim yerlerinde ve taşıyıcı sisteme tam olarak sabitlenmemiş konsol kirişlere oturan duvarlarda önemli hasarlar tespit edildiği belirtildi.

Takviye hatalarından kaynaklanan hasarlar

Donatı kusurlarından kaynaklanan hasarların aktarıldığı raporda, kısa kolonun bant pencere uygulamalarında sıklıkla karşılaşılan ve depremlerde hasara neden olan bir durum olduğuna da dikkat çekildi.

Kırsal bina hasarları

Yerel halkın topoğrafya ve iklime bağlı olarak geleneksel yapı sistemleri ve yerel malzemelerle şekillendirdiği yerleşim birimleri olan kırsal yerleşimlere de dikkat çekilen raporda, “Kış aylarının çok soğuk geçtiği bölgelerde don-çözülme olaylarında toprak harcı kullanılması hasarı artırmıştır. Deprem hasarından kaynaklanan bir diğer yapım hatası da yatay ve düşey destek elemanlarının yetersiz sayıda olması, düzensiz ve zayıf birbirine geçmesidir.”ifadeler yer aldı.

“6,5 metreye varan yer değiştirmeler meydana geldi”

Raporun sonuç bölümünde ise; “Yüzey faylanma açısından, depremler sırasıyla yaklaşık 290 kilometre ve 130 kilometrelik bir yüzey kırılmasıyla 6,5 ​​metreye varan yer değiştirmelerle sonuçlanmıştır.”tespit yapıldı.

Rapor, yüzey faylanmasıyla ilgili aşağıdaki değerlendirmeleri içeriyordu:

Depremden etkilenen alanlarda doğrultu atımlı fay sistemlerinde açıkça gözlenen akarsu ofseti, sırt ofseti, çöküntü gölleri gibi morfotektonik oluşumlara rastlanmıştır. Ayrıca yüzey kırılmaları birçok bölgede karayolu, demiryolu, bahçe çitleri ve tarla uçları gibi ulaşım sınırlarını net bir şekilde ertelemiştir.

Depremin ardından bölgede yaygın olarak kaya düşmeleri, heyelanlar ve zemin sıvılaşması gibi geniş çaplı ikincil olaylar da gözlendi.

Yönetmelik kurallarına uymayan yapılar büyük zarar gördü

Raporda, yapısal hasara ilişkin olarak, “Yönetmeliklere ve yapım esaslarına uyulmadan yapılan yapıların ciddi şekilde hasar gördüğü aşikardır. Hazır beton kullanımının, agrega granülometrisinin sağlanmasının ve betonun kalıba tam olarak yerleştirilmesinin ne kadar önemli olduğu bir kez daha görülmüştür. .”bilgiler yer aldı.

Özellikle konut olarak inşa edilen binaların zemin katlarının ticari mekan olarak kullanılacağı durumlarda, gerekli tedbirlerin zemin yumuşaklığına neden olmayacak şekilde alınmasının önemine vurgu yapılan raporda, “Donatı türü seçimi (düz donatı) ve işçilikteki hatalar yer hareketinin affetmediği başlıca olumsuz durumlardan biri olmuştur. Bina inşaatlarında akredite usta, kalfa ve inşaat işçisi çalıştırmanın önemi gün yüzüne çıkmıştır. tekrar öne.”vurgu yapılmıştır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

-
Başa dön tuşu